Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma Suçunun Unsurları

Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma suçu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Hakikate Muhalif Beyanda Bulunanların Cezası” başlıklı 338.maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası kapsamında İcra ve İflas Kanunu’na göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimsenin, alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise; “Hakkında aciz vesikası alınmış borçlunun, asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, aciz vesikası hamili alacaklının alacağının aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş sene içinde müracaatı üzerine sabit olursa, asgari ücretin üstünde kalan gelirlerinden icra tetkik merciinin dörtte birden az olmamak üzere tespit edeceği kısmını merci kararının kesinleşmesinden itibaren en geç bir ay içinde ve aciz vesikasındaki borcun ödenmesine kadar her ay icra dairesine yatırmaya mecburdur. Bu mükellefiyeti yerine getirmeyen borçlu hakkında bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi bir yılı geçemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu kapsamda İİK’nın 338. maddesi uyarınca alacaklı, sanıkların cezalandırma istemi ile birlikte aynı Kanun’un 89/4. maddesi kapsamında tazminat isteminde de bulunabilir. Ancak İİK’nın 89/4. maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü ile Harçlar Kanun’un 32. maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmü gereği tazminata dair dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için talep edilen tazminat rakamı üzerinden nisbi harcın yatırılması gerekmektedir. Yargıtay uygulaması ve doktrinde de aynı görüş hakimdir;

Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 11.06.2015 T. 3842/2667 sayılı kararında; “…20.04.2010 havale tarihli şikayet dilekçesinde, icra iflas kanununun 338.maddesi uyarınca cezalandırma isteğiyle birlikte aynı kanunun 89/4.maddesi uyarınca da tazminat isteminde bulunulduğu, aynı kanunun 89/4.maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı GENEL HÜKÜMLERE göre halleder” hükmü ile harçlar kanununun 32.maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz.” hükmü uyarınca tazminata ilişkin dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için harcının yatırılması gerektiği cihetle, şikayetçi vekiline eksik dava harcını yatırması hususunda süre verilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı,…” (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra İflas Suçları Disiplinsizlik Eylemleri ve Yargılama Usulü, Seçkin Yayıncılık, 3.Baskı, ANKARA 2017, s.129).

“…Takip alacaklısının bu davayı nispi harç ödeyerek açması gerekir.” (Dr.Murat YAVAŞ, Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal Hak ve Alacaklarının Haczi, Arıken Yayıncılık, İSTANBUL 2005, s.98).

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin T. 26.11.2018 E. 2018/943 K. 2018/12373 sayılı kararında; “…İİK’nın 89/4. maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü gözetilerek, şikayetçi vekilinin, İİK’nın 89/4. maddesi uyarınca tazminat talebi hakkında harcı tamamlattırıldıktan sonra, İİK’nın 338. maddesine aykırılık suçuna ilişkin bozma sebepleri de dikkate alınarak, davalının 1. haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte takip borçlusuna kira borcu bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih itibarıyla durumu tespit etmeyen yalnızca yıllık rayiç kira bedelini belirleyen bilirkişi raporu hükme esas alınarak gerekçesiz olarak hüküm kurulması, …” (Aynı yönde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi T. 7.5.2012 E. 2011/30500 K. 2012/15519).

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin T. 17.10.2017 E. 2015/21968 K. 2017/8226 sayılı kararında; “…Tazminata dair olarak kurulan hükme yönelik incelemede; 1-Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde, İİK’nın 338. maddesi uyarınca cezalandırma istemi ile birlikte aynı Kanun’un 89/4. maddesi uyarınca da tazminat isteminde bulunduğu, aynı Kanun’un 89/4. maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü ile Harçlar Kanun’un 32. maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmü uyarınca tazminata dair dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için harcının yatırılması gerektiği cihetle, şikayetçi vekiline eksik dava harcını yatırması hususunda süre verilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması, … hatalıdır.”

 

Tüm bu hususlarla birlikte İİK’nın 338/1.maddesi kapsamında gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan cezalandırılma ve tazminat istemiyle birlikte açılan davalarda, üçüncü kişinin cezalandırılması istemi cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir;

Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin T. 1.6.2010 E. 2010/2718 K. 2010/4047 Sayılı Kararında; “…Müşteki vekili 11.12.2007 havale tarihli dilekçesiyle gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanıkların İ.İ.K.nun 338/1. maddesiyle cezalandırılmalarını ve ayrıca İ.İ.K.nun 89/4. maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmelerini talep ettiği ve İ.İ.K.nun 89/4. maddesinin “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” biçiminde düzenlendiği dikkate alındığında, haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası sebebiyle üçüncü kişinin cezalandırılması istemi cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği gözetilmeden cezalandırma ve tazminat istemi hakkında karar verilmemesi, …İsabetsiz olduğundan”

Yine İcra iflas kanununun 89/4.maddesine göre “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1.maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” düzenlemesi karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği, cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup tazminat istemi yönünden davanın GENEL HÜKÜMLERE göre çözümlenmesi gerekmektedir. Yani alacaklı şikayetçi tarafın tazminat talebinin, ispat yükünün de şikayetçi alacaklı üzerinde bulunduğu dikkate alınarak genel hükümlere göre karara bağlanması gerekir.

“…Davaya icra ceza hakimi sıfatıyla bakan icra hakimi, davanın tazminata ilişkin bölümünü GENEL HÜKÜMLERE GÖRE halleder (m.89, IV.Son cümle). Esasen, davanın tazminata ilişkin bölümü (yani takip borçlusunun bankada alacağı olup olmadığı) halledilmeden, cezaya ilişkin bölümünün karara bağlanmasına imkan yoktur. Bu nedenle, icra mahkemesi, ilk önce takip borçlusunun bankada alacağı olup olmadığının, yani bankanın cevabının (birinci haciz ihbarnamesine itirazının) doğru olup olmadığını incelemelidir.” (Prof. Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku, Adalet Yayınevi, ANKARA 2013, s.482).

Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 21.6.2010 T. 3572 E. 4385 K. sayılı kararında da aynı husus vurgulanmıştır; “…İcra iflas kanununun 89/4.maddesine göre “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1.maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii tazminat hakkındaki davayı GENEL HÜKÜMLERE göre halleder.” Düzenlemesi karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği, cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup tazminat istemi yönünden davanın GENEL HÜKÜMLERE göre çözümlenmesi gerekmektedir.” (İstanbul Hakimi Hasan ÖZKAN, İcra ve İflas Davaları ve Tatbikatı, Legal Yayıncılık, İSTANBUL 2014, s.220).

Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 11.06.2015 T. 3842/2667 sayılı kararı da aynı yöndedir; “…20.04.2010 havale tarihli şikayet dilekçesinde, icra iflas kanununun 338.maddesi uyarınca cezalandırma isteğiyle birlikte aynı kanunun 89/4.maddesi uyarınca da tazminat isteminde bulunulduğu, aynı kanunun 89/4.maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı GENEL HÜKÜMLERE göre halleder” hükmü ile harçlar kanununun 32.maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz.” hükmü uyarınca tazminata ilişkin dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için harcının yatırılması gerektiği cihetle, şikayetçi vekiline eksik dava harcını yatırması hususunda süre verilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı,…” (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra İflas Suçları Disiplinsizlik Eylemleri ve Yargılama Usulü, Seçkin Yayıncılık, 3.Baskı, ANKARA 2017, s.129).

Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 4.5.2009 T. 2009/2009 E. 2009/3178 K.sayılı kararı da aynı yöndedir; “…icra mahkemesi hakimi davanın niteliğine göre hem hukuk hem de ceza hakimi sıfatına haiz bulunduğundan, mahkemenin sıfatının tayininde öncelikle cezalandırma isteğinin gözönünde tutulması gerektiği, haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın GENEL HÜKÜMLERE göre çözümlenmesi gerekmektedir.” (Karşıyaka Hakimi Emine HALMAN ÇETİN, İcra İflas Suçları ve Yargılama Usulü, Adalet Yayınevi, ANKARA 2012, s.693).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi T. 2.3.1998 E. 1998/1666 K. 1998/2349 sayılı kararı da aynı yöndedir; ÖZET : İİK.`nun 89/4. maddesi son cümlesine göre tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. KARAR: Şikayetçinin başvurusu İİK.nun 89/4. maddesinin göndermesi ile ve 3. şahsın verdiği cevabın doğru olmadığından bahisle aynı Kanunun 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırma ve tazminat isteminden ibarettir. Alacaklının 9.12.1997 tarihli oturumda ceza istemi ile ilgili şikayetinden vazgeçtiği görülmektedir. Merciice ( … cezalandırılmadan tazminat istenemeyeceği… ) gerekçe gösterilmiş ve alacaklının tazminat istemi reddedilmiştir. İİK.`nun 89/4. maddesi son cümlesine göre tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Cezalandırma isteminden vazgeçilmesi tazminat davasının incelenip, sonuçlandırılmasını engellemez. Tarafların delilleri toplanıp hasıl olacak sonuca göre alacaklının tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı nedenlerle bu istemin reddi isabetsizdir.”

 

Gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamasında sıklıkla vurgulandığı üzere borçlu vekili tarafından vekil eden adına beyanda bulunulması halinde vekilin gerçeğe aykırı beyanından dolayı borçlu cezalandırılamayacağı gibi, gerçeğe aykırı beyanda bulunan vekil de cezalandırılamaz. İcra iflas kanununun 89.maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarına verilen cevabın gerçeğe aykırılığı halinde de aynı durum geçerli olup cevap vekil tarafından verilmiş ise üçüncü kişi cezalandırılamaz. Bu hususta Yargıtay uygulaması ve doktrinde görüş birliği bulunmaktadır;

“…Borçlu vekili tarafından mal beyanında bulunulması halinde vekilin gerçeğe aykırı beyanından dolayı borçlu cezalandırılamayacağı gibi, gerçeğe aykırı beyanda bulunan vekil de cezalandırılamaz. İcra iflas kanununun 89.maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarına verilen cevabın gerçeğe aykırılığı halinde de aynı durum geçerli olup cevap vekil tarafından verilmiş ise üçüncü kişi cezalandırılamaz.” (Prof. Dr. Adnan DEYNEKLİ, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, Turhan Kitapevi, ANKARA 2007, s.6574).

Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 14.10.2007 T. 272-1212 sayılı kararında; “Özet: Sanıklar vekilinin haciz ihbarnamesine itiraz niteliğinde beyanda bulunmasına karşın vekilin gerçeğe aykırı beyanından sanıkların sorumlu tutulamayacağından beraatleri yerine cezalandırılmalarına karar verilmesi doğru değildir.” (Prof. Dr. Adnan DEYNEKLİ, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, Turhan Kitapevi, ANKARA 2007, s.6585).

Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 6.3.2007 T. 50-583 sayılı kararında; “Özet: Haciz ihbarnamesine sanığın yetkilisi bulunduğu üçüncü şahıs şirketin vekili tarafından borçlu şirketin müvekkili şirkette herhangi bir alacağının olmadığını bildirerek itiraz etmesi karşısında, vekilin beyanından sanığın sorumlu tutulamayacağı gözönüne alınarak sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken ceza tertibine yer olmadığına hükmedilmesi yasaya aykırıdır.” (Prof. Dr. Adnan DEYNEKLİ, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, Turhan Kitapevi, ANKARA 2007, s.6585).

Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 02.05.1991 T. 2562/4746 sayılı kararında; “Özet: Vekilin beyanından sanık sorumlu tutulamaz. İİK’nın 89/1.maddesi uyarınca kendisine haciz ihbarnamesi tebliğ olunan sanık yerine vekilinin mal beyanında bulunduğu, vekilin beyanından sanığın sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde icra iflas kanununun 338.maddesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş olması, bozmayı gerektirmiş sanık vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerine görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi bozulmasına, …” (Prof. Dr. Adnan DEYNEKLİ, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, Turhan Kitapevi, ANKARA 2007, s.6609). (Aynı yönde Y.8.CD. 29.09.1988 T. 6358/7295 ; Y.17.HD. 26.2.2007 T. 2006/5589-564 ; Y.16.HD. 27.12.2006 T. 6036/8355 ; Y.19.CD. T. 31.10.2017 E. 2016/5677 K. 2017/8917 ; Y.19.CD. T. 12.1.2017 E. 2015/21756 K. 2017/213 ; Y.16.HD. T. 6.3.2007 E. 2007/50 K. 2007/583 ; Y.7.HD. T. 18.4.2002 E. 2002/1295 K. 2002/2915 ; Y.8.CD T. 2.5.1991 E. 1991/2562 K. 1991/4746 ;  Y.8.CD. T. 28.11.1994 E. 1994/12817 K. 1994/13512).

Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 27.04.2016 T. 2015/18230 – 16453 sayılı kararında; “…Sanığın yetkilisi olduğu şirkete gönderilen haciz ihbarnamesine şirket vekilinin itiraz ettiği ve vekilin beyanından asilin sorumlu tutulamayacağı gibi ……Ltd.Şti.’nin takip borçlusu …..A.Ş.’nin ortağı olduğu ve borçluya karşı üçüncü kişi sıfatı bulunmaması nedeniyle gönderilen haciz ihbarnamesinin geçersiz olduğu gözetilerek yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraatine ve tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykır görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak hükümlerin bozulmasına…” (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra İflas Suçları Disiplinsizlik Eylemleri ve Yargılama Usulü, Seçkin Yayıncılık, 3.Baskı, ANKARA 2017, s.127).

Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 01.02.2016 T. 2015/4109 – 934 sayılı kararında; “…Haciz ihbarnamesine vekil aracılığıyla itiraz edilmesi ve vekilin beyanından asilin sorumlu tutulamaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı görüldüğünden hükmün bozulmasına…” (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra İflas Suçları Disiplinsizlik Eylemleri ve Yargılama Usulü, Seçkin Yayıncılık, 3.Baskı, ANKARA 2017, s.128). (Aynı yönde Y.16.HD.27.10.2008 T. 6500/6724 ; Y.16.HD. 10.4.2007 T. 272/1212).

“Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma” suçunun oluşabilmesi için diğer unsurların yanı sıra; a) Borçlunun icra iflas kanunu hükümlerine göre beyanda bulunma zorunluluğunda olması, b) Beyanın gerçeğe aykırılığının KANITLANMIŞ olması gerekmektedir. Yine borçlunun icra iflas kanununun 338.maddesine göre cezalandırılması için gerçeğe aykırı beyanının vekil ile değil bizzat kendisi tarafından yapılmış olması gerekir. Aksi takdirde suç oluşmayacaktır. Özetle alacaklının icra mahkemesinde, üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu yani takip borçlusunun gerçekte üçüncü kişide alacağı bulunduğu halde, üçüncü kişinin bunu inkar ederek yalan söylediğini ispat etmesi gerekir. İİK.m.89, f.4’e göre açılan davada alacaklı, üçüncü şahsın beyanının aksini ispat edemezse, icra mahkemesince ceza ve tazminat talebinin reddine karar verilmelidir. Yargıtay uygulaması ve doktrinde de aynı görüş mevcuttur;

“…Bankanın cevabının aksini ispat yükü davacı alacaklıya düşer (m.89, IV). Alacaklı, bankanın cevabının doğru olmadığını (yani takip borçlusunun bankadan alacaklı olduğunu) banka kayıtları ve borçlu tacir ise onun defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ispat edebilir – 12.HD. 16.9.1999 T. 9236/10187)” (Prof. Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku, Adalet Yayınevi, ANKARA 2013, s.483).

“…Alacaklı, bankanın cevabının aksini ispat edemezse, icra mahkemesi ceza ve tazminat davalarının reddine karar verir – 12.HD. 27.10.2003 T. 17206/20950 – 12.HD. 22.3.2004 T. 927/6645)” (Prof. Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku, Adalet Yayınevi, ANKARA 2013, s.483).

“…Bu davada ispat yükü alacaklıdadır. Alacaklı icra mahkemesinde, üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu yani takip borçlusunun gerçekte üçüncü kişide alacağı bulunduğu halde, üçüncü kişinin bunu inkar ederek yalan söylediğini ispat etmesi gerekir.” (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra İflas Suçları Disiplinsizlik Eylemleri ve Yargılama Usulü, Seçkin Yayıncılık, 3.Baskı, ANKARA 2017, s.122).

“…Sanık, kendisine 89/1 ihbarı tebliğ edilen üçüncü kişinin itirazı üzerine alacaklı tarafından üçüncü şahsın cevabının gerçeğe aykırı olduğunun İSPAT EDİLMESİ HALİNDE üçüncü şahıs olabilir.” (Karşıyaka Hakimi Emine HALMAN ÇETİN, İcra İflas Suçları ve Yargılama Usulü, Adalet Yayınevi, ANKARA 2012, s.663).

“…Suçun unsurları, a) Borçlu icra iflas kanunu hükümlerine göre beyanda bulunma zorunluluğunda olmalıdır …c) Beyanın gerçeğe aykırılığının KANITLANMIŞ olması gerekmektedir. Borçlunun icra iflas kanununun 338.maddesine göre cezalandırılması için gerçeğe aykırı beyanının vekil ile değil bizzat kendisi tarafından yapılmış olması gerekir. …Aksi takdirde suç oluşmayacaktır.” (Karşıyaka Hakimi Emine HALMAN ÇETİN, İcra İflas Suçları ve Yargılama Usulü, Adalet Yayınevi, ANKARA 2012, s.665).

“…İİK.m.89, f.4’e göre açılan davada alacaklı, üçüncü şahsın beyanının aksini ispat edemezse, icra mahkemesi ceza ve tazminat talebinin reddine karar verecektir.” (Dr.Murat YAVAŞ, Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal Hak ve Alacaklarının Haczi, Arıken Yayıncılık, İSTANBUL 2005, s.106).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.5.1979 T, 1979/İc.Ceza 221 E. 1979/264 K.sayılı kararında; “…Karara konu olayda, davacı (H), davalı (M)’ye gönderilen haciz ihbarnamesine karşı gerçeğe aykırı beyanda bulunduğundan bahisle (M)’nin cezalandırılmasını ve tazminata mahkum edilmesini istemiştir. Yerel tetkik mercii (icra mahkemesi), davacının, İDDİASINI İSPAT EDECEK BELGE İLERİ SÜREMEMESİ NEDENİYLE sanık (M)’nin BERAATİNE VE TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine 12.HD,İİK.m.89, f.4’deki atıfa dikkat çekerek merciin (mahkemenin) tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre inceleyebileceğini bu sebeple mahkemenin duruşma yaparak her türlü delili tahakkuk etmiş olan bir borcun bulunup bulunmadığını tespit etmesi gerektiğine karar vererek dosyayı tekrar yerel İTM’ne (İcra Mahkemesine) göndermiştir. İTM (İcra Mahkemesi) ise ilk kararında direnerek, genel hükümlere yapılan atfın sadece tazminatın tayin, tespit ve takdiri yönünden olduğunu, ihtilaflı borcun tespitinin DAHA GENİŞ YETKİLİ MAHKEMELERCE HALLEDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTMİŞTİR. Bu bakımdan alacaklının elinde İİK.m.68’de sayılan belgelerden herhangi birinin olmaması nedeniyle geniş yetkili mahkeme gibi hareket ederek alacağın tespiti cihetine gidemeyeceğini, aksi halde verilecek olan kararın kesin hüküm teşkil edeceğini ifade etmiştir. Direnme üzerine CGK, ALACAKLININ ELİNDE İİK.M.68’DE SAYILAN BELGELERDEN BİRİNİN BULUNMAMASI NEDENİYLE SINIRLI YETKİYE SAHİP OLAN MERCİİN (MAHKEMENİN) ÜÇÜNCÜ ŞAHSI CEZALANDIRAMAYACAĞINA VE ALEYHİNDE TAZMİNATA HÜKÜM VEREMEYECEĞİNE işaret etmiştir.” (YKD, 1980/1, s.103-105) (Dr.Murat YAVAŞ, Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal Hak ve Alacaklarının Haczi, Arıken Yayıncılık, İSTANBUL 2005, s.103).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin T. 13.3.2015 E. 2015/6366 K. 2015/5761 sayılı kararında da ispat külfeti kendisine ait olan alacaklının haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle borçlu şirketin üçüncü kişi kooperatiften kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının bulunduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır; “…Dava; üçüncü kişi konumunda bulunan davalının haciz ihbarnamesine gerçeğe aykırı olduğu itiraz etmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle borçlunun davalı üçüncü kişi nezdinde kesin nitelikte ve muaccel bir alacağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, ispat külfeti kendisinde olan alacaklı, haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle borçlu şirketin üçüncü kişi kooperatiften kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının bulunduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekir.”

Atılı suç tipinde tazminat talebinin HMK.md.200’de yer alan parasal sınırın üzerinde olması halinde genel hükümlere göre görülmesi gereken davada, şikayetçi alacaklı, alacak iddiasını ancak yazılı belge ile ispat edebilir (Aynı yönde YHGK 1978/11-1147 E. 1980/1418 K. ; Y.11.HD. 1986/5016 Esas, 5415 K. ; Y.19.HD. 2010/9165 E., 2011/4317 K. ; Y.13.HD. 1984/3755 E., 1984/4382 K. ; Y.19.HD. 10.12.2013 T. 14915/19643 ; Y. 15.HD. 2010/7646 E. 2011/2849 K. ; Y. 15.HD. 24.06.2013 T. 2012/4820; 4133 ; Y. 13.HD. 3.11.1988; 5011/5146 ; Y. 13.HD. 20.11.1986; 5028/5655 ; Y. 11.HD. 22.6.1984; 266/502 ;  YHGK. 2.5.1984 T. 266/502 ; Y.11.HD. 15.3.1983 T.1056/1260 ; Y.13.HD. 20.10.1981 T. 4869/6574). Zira HMK’nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200.maddesinde; “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak KARŞI TARAFIN AÇIK MUVAFAKATİ HALİNDE TANIK DİNLENEBİLİR. şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu nedenle şikayetçi tarafın tanık dinletme talebi, karşı tarafın muvafakatı olmadığı sürece kabul edilemez (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/11266 E. 2021/449 K. ; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4018 E. 2021/4093 K. ; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3647 E. 2021/686 K.).

Tüm bu hususlarla birlikte Yargıtay, haciz ihbarnamesine itiraz tarihinde kesinleşmiş bir alacak bulunmaması halinde de suçun unsurlarının oluşmayacağı görüşündedir;  

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin T. 27.9.2018 E. 2016/7508 K. 2018/9506 sayılı kararı; “…Dava haciz ihbarnamesine karşı gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçuna ilişkindir. Borçlu şirketin borca ve faize itiraz etmesi nedeniyle icra takibi durdurulmuş, açılan itirazın iptali davasında da Asliye Ticaret Mahkemesi davayı kesin sonuca bağlanmamıştır. Davalı üçüncü şahıs hakkında haciz ihbarnamesine itiraz tarihinde kesinleşmiş bir alacak bulunmadığından suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi doğru değildir. Haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz eden üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini ispat eden alacaklı üçüncü şahsın ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçu ile birlikte İİK’nın 89/4. maddesi uyarınca talep edilen tazminat isteminin haksız fiile dayalı bir tazminat olduğu, gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun oluşmaması durumunda, ortada bir haksız fiil bulunmadığından tazminat isteminin de reddi gerekir.”

Suç tipine görevli mahkeme yönünden bakıldığında ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin T. 25.6.2019 E. 2016/13179 K. 2019/3564 sayılı kararında, üçüncü şahıs konumundaki davalının haciz ihbarnamesine yanıltıcı cevap vermesi nedeniyle oluşan zararın tazminine dair uyuşmazlığın çözümünde İcra Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, mahkemece dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan görev bakımından reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek karar verilmesinin hatalı olduğu vurgulanmıştır; “…Somut davada; her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere davalının icra takip dosyaları üzerinden gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı süresinde verdiği cevabında borçlu şirketin alacağını temlik ettiğini ve Belediyeden herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını bildirmiştir. Davacı ise Belediyenin bu cevabının gerçek olmadığını aslında borçlunun Belediye nezdinde hak edişleri olduğunu ancak Belediyenin borçlu ile muvazalı işlem yaptığını iddia ederek tazminat istemli eldeki davayı açmıştır. Açık yasa hükmü gereği uyuşmazlığın çözmünde İcra Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 115/1. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. Bu nedenle, mahkemece dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan görev bakımından reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

Son olarak Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma suçunun manevi unsuru genel kast olup suçun unsurlarının oluşabilmesi için sanığın bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması gerekmektedir. “…Sanık, icra ve iflas kanunu gereğince beyanda bulunmak zorunda olduğu durumlarda bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde suçun manevi unsuru oluşur. Yani suç genel kastla işlenir.” (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra İflas Suçları Disiplinsizlik Eylemleri ve Yargılama Usulü, Seçkin Yayıncılık, 3.Baskı, ANKARA 2017, s.124).

SONUÇ OLARAK; Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma suçu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Hakikate Muhalif Beyanda Bulunanların Cezası” başlıklı 338.maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası kapsamında İcra ve İflas Kanunu’na göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimsenin, alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. İİK’nın 338. maddesi uyarınca alacaklı, sanıkların cezalandırma istemi ile birlikte aynı Kanun’un 89/4. maddesi kapsamında tazminat isteminde de bulunabilir. Ancak İİK’nın 89/4. maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü ile Harçlar Kanun’un 32. maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmü gereği tazminata dair dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için talep edilen tazminat rakamı üzerinden nisbi harcın yatırılması gerekmektedir. Tüm bu hususlarla birlikte İİK’nın 338/1.maddesi kapsamında gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan cezalandırılma ve tazminat istemiyle birlikte açılan davalarda, üçüncü kişinin cezalandırılması istemi cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.Yani alacaklı şikayetçi tarafın tazminat talebinin, ispat yükünün de şikayetçi alacaklı üzerinde bulunduğu dikkate alınarak genel hükümlere göre karara bağlanması gerekir. Gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamasında sıklıkla vurgulandığı üzere borçlu vekili tarafından vekil eden adına beyanda bulunulması halinde vekilin gerçeğe aykırı beyanından dolayı borçlu cezalandırılamayacağı gibi, gerçeğe aykırı beyanda bulunan vekil de cezalandırılamaz. İcra iflas kanununun 89.maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarına verilen cevabın gerçeğe aykırılığı halinde de aynı durum geçerli olup cevap vekil tarafından verilmiş ise üçüncü kişi cezalandırılamaz. Yine “Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma” suçunun oluşabilmesi için diğer unsurların yanı sıra; a) Borçlunun icra iflas kanunu hükümlerine göre beyanda bulunma zorunluluğunda olması, b) Beyanın gerçeğe aykırılığının KANITLANMIŞ olması gerekmektedir. Yine borçlunun icra iflas kanununun 338.maddesine göre cezalandırılması için gerçeğe aykırı beyanının vekil ile değil bizzat kendisi tarafından yapılmış olması gerekir. Aksi takdirde suç oluşmayacaktır. Atılı suç tipinde tazminat talebinin HMK.md.200’de yer alan parasal sınırın üzerinde olması halinde genel hükümlere göre görülmesi gereken davada, şikayetçi alacaklı, alacak iddiasını ancak yazılı belge ile ispat edebilir. Bu nedenle şikayetçi tarafın tanık dinletme talebi, karşı tarafın muvafakatı olmadığı sürece kabul edilemez. Son olarak Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma suçunun manevi unsuru genel kast olup suçun unsurlarının oluşabilmesi için sanığın bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması gerekmektedir.

Paylaş
Paylaş
Paylaş
Paylaş
Paylaş
Benzer Yazılar
default-featured-image
‘Örselenmiş kadın’ hukuk kriteri olsun
default-featured-image
Yargıtay son noktası koydu! Maaş geçiş promosyonu...
i
Ülkenin PKK İle Mücadelesinde Halkın Gaz Bombasından Etkilenmesi Hak İhlalini Oluşturmaz-AYM Kararı
773x435_cmsv2_c889a1f1-98d8-599f-ae50-11fe5d156835-4814412
12 Yıldır Süren Davada Taraf Uzun Yargılamadan Dolayı Tazminat Hak Eder
alkolsatisi
Polis, Gece 22.00'dan Sonra Alkol Satışı Yapıldığına İlişkin Alıcı Kılığında Büfeye Tuzak Kuramaz
ankara-bam-4-123-07-202016-05
Her Ne Kadar Eşi ,Uyuşturucunun Sanığa Ait Olduğunu Söylese de Sanığın Kabulu Etkin Pişmanlık Hükmünü Oluşturur
569ae394-95b6-4415-aff8-89b675fee871b18d927d-177b-4859-ba00-88e448e92846
Koronavirüs Dolayısıyla Kiranın Düşürüldüğüne İlişkin Haberin BAM Kararı
907441-642x340
Yargıtay, Faturanın Sahteliğinde Bu Hususlara Dikkat Ediyor
arabuluculuk-nihai-tutanaginin-sunulmamasi-gerekcesiyle-davanin-reddi_65b78
Arabuluculuk Nihai Tutanağının Sunulmaması Gerekçesiyle Davanın Reddi
aile_konutundaki_serh_nasil_kaldirilir_h11977_2550f
Aile Konutu Şerhinin Terkini İstemi
ziraat-bankasi-halkbank-vakifbank-garanti-bbva--4882707
Bankalara Rekabete Aykırı Davranışlar
752x395-milyonlarca-arac-sahibini-ilgilendiriyor-danistay-acikladi-artik-hacizli-araclar-1560862424685
Hacizli Aracın Tescil Talebi, Noter Satışından Sonra Konulan Hacizler