”AVUKATIN ATEŞ İLE İMTİHANI”

Av. Şafak UĞURLU

Avukatlar tarihin her döneminde tarihi değiştirecek bireyleri aralarından çıkarmayı başarmışlardır. Cumhuriyetin sorun çözen insan yetiştirme hedefi avukatların doğasında vardır. Çözüm programına gerek yoktur. Avukatlar doğalarını yaşasınlar, mangaldaki yüreklerini ortaya koysunlar yeterlidir. Avukatlar pek sorun ile ateş içindeler ve bu ateş içinde peşinde olunan kâğıt yanar metal erir! Ateş ile imtihanda isek bilelim ki ateş mangalı harlar yürek büyür. Avukatın mangaldaki yüreği bu sıkıntılı, dertli ateş altında büyüyecek.

Yokluk içinde iken ve gelecekten dahi umutlu değilken elindeki işçilik alacağı davasında disiplinle ve idealist çalıştığını gördüm o genç avukatların. Bu ruh halini desteklemeli ve devam ettirmeliyiz. Oysa tüm sistem bu ruh halini imhaya çalışmakta.

Artık masalı kurttan dinlememeliyiz. Sizler pek çok kırmızı başlıklı kız iken asla kurt da olamayacaksınız. Masalın kurallarını uygulatalım!

Ağustos böceği de masalın sonunda gelip “ben Paris’e konsere gidiyorum karınca, bir isteğin var mı oradan?” diyemesin. Masalın kurallarını uygulatalım!

Ofiste, adliyede, cezaevinde pek çok yerde masa başındayız. Masanın da kurallarını uygulatalım.

TEK BİR AVUKATIN NİYETİ ÜZERİNE: BİREY NELER YAPABİLİR?

Bir grup avukat arkadaşla meslek sorunlarını konuşurken söz “ne yapabiliriz ki?” sorusuna takıldı. Her birimizi geri kalmışlığın Mars’a gidemeyişimizde değil, hukuku uygulayamayışımızda olduğunu biliyorduk. Hala trafik kazası mağdurlarının tazminatını hesaplayacak formülleri yazamamak ülkemiz açısından ve hukuk sistemimiz açısından Mars’a gidebilmekten daha fazla geri kalmışlık göstergesidir. Çoğu arkadaşım tek başına bireyin hiçbir şey yapamayacağını, suya sabuna el sürmek bir kenara, bu konular hakkında konuşmanın dahi zaman kaybı olduğunu ileri sürdü. Avukatlar maddi ve manevi bir ateşin içinde koşuyorlardı. Avukat sayısındaki önü alınamayan artış, yargının hali, hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin ortadan kalkması, ekonomik zorluklar, mesleğin itibarının zedelenmesi… Adeta planlı, projelendirilmiş bir saldırı altında meslek. Sürekli bir ateş altında. Bir entelektüel kaygıdan çok öte gırtlak gırtlağa mücadele söz konusu.

Gençliğin genelinde böyle bir umutsuzluk söz konusudur. Bu durum karşısında bireyin neler yapabileceğini irdelemek istedim. Bir kişinin değişmesi suya atılan taş falan değildir. Çoğu kez o bir kişi işin hesabından, işin içinden çıkarıldığında iş dağılır, ürün çıkmaz. Kısa anlatayım, Kurtuluş Savaşı’ndan Mustafa Kemal’i çıkartın bakalım ne oluyor…

ANADOLU’DA BİREY

Çeşmelerden bardağı

Doldurmadan kor isen

Bin yılda dahi beklesen

Kendi dolası değil.

Yunus Emre

 

Bu şiir ve Anadolu ozanlarının bunun gibi diğer şiirleri Kurtuluş Savaşı’nı kazanmamızı sağlayan kaynağı işaret etmektedir.

Bu şiir bireyin ne anlama geldiğini anlatıyor. Birey dünyayı değiştirme gücünü barındırır. Ancak birey harekete geçmelidir. Yoksa boş bardak gibi anlamsızdır. Bin yıl geçse de boş kalacaktır. Ama o bardağın dolması yine insan unsuru ile mümkündür. Her şeyin temelinde insan vardır. Ancak olaylara, dönemlere müdahale etmeyen, müdahil olmayan insan anlamsızdır. Avukatlar toplumun damarlarında dolaşan bağışıklık hücresidir diye yazmıştım. Avukat müdahale eder. Müdahildir. Anlamlıdır. Geçecek yıllar içinde genç avukat, ailesi içinde de danışılan, baskın kişiye dönüşür. Avukat yönetir, yönlendirir, savaşır, müdahale eder. Avukatları bölemez, diz çöktüremezsiniz. İki avukatın olduğu yerde en az üç fikir çıkar. Bu yüzden ideolojiye de mahkûm edemezsiniz.

Kelebek ok yay almış

Ava şikâra çıkar.

Domuzları korkutur.

Ayı başlar kaçmaya.

Bir akçacık karınca

Kırk batman tuz yüklemiş

Gâh yorgalar, gâh seker

Şehre gider satmaya.

Kaygusuz Abdal

Kaygusuz Abdal da bir Anadolu ozanıdır. İmkânsızı şiirleştirmiştir. Bu, Anadolu insanın olaylara bakışını da örnekliyor. Fransız diplomat Boullion’nun “kağnı kamyonu yener mi hiç?” tahlilini hatırlatıyor. Diplomata göre Türk milleti ve ordusu Yunan ordusu karşısında ancak kamyon karşısındaki kağnı olabilirdi. Bir kelebeğin ok ve yayla ava çıkması ve domuzları, ayıları korkutması ya da karıncanın bu kadar büyük bir kütleyi kaldırması mümkün müdür? Türk kağnısı, Yunan kamyonunu yenebilir mi? Başka bir Anadolu Ozanı ise hamsi balinayı yutar, der. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizmi balinayı yutan hamsi gibi yuttuk. Savaşı kazandıran esasen işte bu ozanların şiirleri vasıtasıyla aktardığı kültürdür. Bu kültür sayesindedir ki millet bulunduğu duruma bilgece ve sabırla bakabiliyor. Tüm bu birikimi görüp organize edecek liderle Anadolu insanı imkânsız görüneni başarmıştır.

Yokluk içinde iken ve gelecekten dahi umutlu değilken elindeki işçilik alacağı davasında disiplinle ve idealist çalıştığını gördüm o genç avukatların. Bu ruh halini desteklemeli ve devam ettirmeliyiz. Oysa tüm sistem bu ruh halini imhaya çalışmakta.

Artık masalı kurttan dinlememeliyiz. Sizler pek çok kırmızı başlıklı kız iken asla kurt da olamayacaksınız. Masalın kurallarını uygulatalım!

Ağustos böceği de masalın sonunda gelip “ben Paris’e konsere gidiyorum karınca, bir isteğin var mı oradan” diyemesin. Masalın kurallarını uygulatalım!

Ofiste, adliyede, cezaevinde pek çok yerde masa başındayız. Masanın da kurallarını uygulatalım.

AVUKAT, TARİHE NASIL BAKAR?

Avukatlar tarihe on yıllar çerçevesinden değil, yüzyıllar üzerinden bakar. Cephelerde savaş yönettiği bir gece sabaha kadar Reşat Nuri’nin “Çalıkuşu”nu okuyan Atatürk gibi bakar. Atatürk gibi bakan insan, milyon yıl içinde kendisinin ne denli ufak ve önemsiz olduğunu anlar. Ancak milyon yıl içinde bir tek insanın koca karanlığı bir mum gibi devirebileceğini de bilir. Bunun bir sonucu da iş üretmek için ayağa kalkmış diğer insanlarla birlikte önemli olabileceğidir. Diğer insanlar olmazsa o bir tek insan “hiç” olmasa da var olmakta zorlanır. Esas olan değiştirme ve dönüştürme iradesini taşımaktır. Atatürk bu bilinçle bir milleti yeniden örgütlemiştir.

Sorunların büyüklüğünü görüp tamamını bir anda çözmek gayreti tarihin işleyişine, insan doğasına aykırıdır. Sorunlar nasıl bir bir doğdu ise bir bir ortadan kaldırılacaktır. Avukatların sorunlara dair tespitlerinin netleştiği ve mücadelenin başladığı bir dönemdeyiz. Barolar da bu sorunlara odaklanmazlarsa atıl kalacaklarının farkına vardılar. Genç avukatlar ise her geçen günün aleyhe olduğunu bilerek mesleki kararlarını da mücadeleyi göze alarak vermektedirler. Her geçen gün meslekte ne yapacağını daha çok anlamış bir gençlikle karşılaşacağız. Gençler de şikâyet etmekten mücadele etmek aşamasına geçtiler. Şimdi bu duygunun, ruhun ateşle harlanması gerekmekte. O ateşin içindeyiz. Avukatlardaki değişim kollektif bir bilince doğru evrilmektedir.

TARİHİN KURALLARI

Her şey değişir. Bir ırmakta iki kez yıkanılamaz. Tüm sertliğine rağmen granit dahi aşınır. Hayat daima bir akış içindedir. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.

Atatürk, “Devrimler yalnızca başlar. Devrimlerin bitmesi diye bir şey yoktur.” derken devam ediyordu, maddeci bir bakış ile “bir doktrin yapmayacağız mı?” diye soran Yakup Kadri’ye Atatürk’ün “Donar kalınız. Biz hareket halindeyiz.” cevabındadır umut.

“Hayat bir ilerleme, bir dinamizm kaynağıdır. İnsan kendini ona uydurmak zorundadır.” derken “Devrimler, yapıldığı günlerin anılarıyla yaşatılamaz.” diye ekliyordu Atatürk.  

“Devrimin yasalarının tüm yasalardan üstün olduğunu” söylüyordu. Yani değişimin her yerde tüm yasaları hiçe sayarak ilerleyeceğini söylüyordu. İşte bu bakış açısı maddecidir. Ve tarihe çok geniş bir açıdan bakar. Tarihi bütün olarak kavrar. Çözümlerin değişimden geçtiğini bilir. Avukatlar büyük değişimler, atılımlar peşinde olmalıdır.

Siz meşhur markalardan arabalarda diye o avukatları izlemeyin. Onlar değersizliklerinin ve hak etmediklerinin de farkındalar. Yaş aldıkça mutsuzluk bir kahve telvesi gibi gözlerinin önünde duracak. Atatürk’ün mutluluk tanımıdır, anlamlı bir yüce dava uğruna bir ekibin parçası olarak yaşamak. Elbette para da kazanacaksınız. Adalet ve vatandaşın hakkı peşinde koşmak ile iştigal ederse avukat, emin olun şatafat içinde olmasa da zengin yaşar ve hatta menüye bakmadan sipariş vereceği kazançları da olur.

“Az emek, çok kestirme” yollardan edinilen o şatafatları izleyip sıfır gibi davranılmalıdır. Ne olumsuz ne olumlu hiçbir ruh hali yaşanmamalıdır. Olumsuz sizi yoracak, olumlu sizi o yollara tevessüle zorlayacaktır. Onlar size çarparsa bırakın sıfıra çarpsınlar! Sıfırı bölmek de sıfıra bölünmek de sıkıntıdır. Sıfırdan çıkarlarsa o da sıkıntıdır onlara. Sıfıra doğru taraftan yanaşmak isterlerse belki bir şansları olur. O zaman sıfır da değerini bulur!

Bir kitap vardır: Türkün Ateşle İmtihanı. Denir ki Kurtuluş Mücadelesi yıllarında “Tarih Türkü Ateşle imtihan ediyor.” Avukatlar da ateşle imtihan ediliyor. Bu daralan yoldan bu kalabalık, bu azalan azık ile, hinlik ve ihanetler ile, öngörülemezlik içinde ve en çok da umutsuzlukla yürümek zorunda. Avukatlar bu fetret devrini yaşamak zorunda. Ancak nasıl hızlı çöktü ise dumanı ile bu ateş, aynı hızda kaybolacak duman ve sönecek ateş. Avukatlar hak ettiği değeri görecekler kısa zamanda. Lafı güzaf değil birikimi, aklı, sağduyuyu gören bir liderlikle meslek ayağa kalkacaktır. Avukatlar tarihin her döneminde tarihi değiştirecek bireyleri aralarından çıkarmayı başarmışlardır. Cumhuriyetin sorun çözen insan yetiştirme hedefi avukatların doğasında vardır. Çözüm programına gerek yoktur. Avukatlar doğalarını yaşasınlar, mangaldaki yüreklerini ortaya koysunlar yeterlidir. Avukatlar pek sorun ile ateş içindeler ve bu ateş içinde peşinde olunan kâğıt yanar metal erir! Ateş ile imtihanda isek bilelim ki ateş mangalı harlar yürek büyür. Avukatın mangaldaki yüreği bu sıkıntılı, dertli ateş altında büyüyecek. Bakıp küçümsediğimiz elma tohumundan ağaç doğacak. Yok oluşta bir milletin Kemal ile ayağa kalkması gibi, çiçeklenecek. Bir an olacak ki her şey aynı ve sonsuza dek değişmeyecek gibiyken, her şey bir anda sonsuza dek değişecek.  19.11.2022

                                                                                             Av.Şafak UĞURLU

Paylaş
Paylaş
Paylaş
Paylaş
Paylaş
Benzer Yazılar
default-featured-image
‘Örselenmiş kadın’ hukuk kriteri olsun
default-featured-image
Yargıtay son noktası koydu! Maaş geçiş promosyonu...
i
Ülkenin PKK İle Mücadelesinde Halkın Gaz Bombasından Etkilenmesi Hak İhlalini Oluşturmaz-AYM Kararı
773x435_cmsv2_c889a1f1-98d8-599f-ae50-11fe5d156835-4814412
12 Yıldır Süren Davada Taraf Uzun Yargılamadan Dolayı Tazminat Hak Eder
alkolsatisi
Polis, Gece 22.00'dan Sonra Alkol Satışı Yapıldığına İlişkin Alıcı Kılığında Büfeye Tuzak Kuramaz
ankara-bam-4-123-07-202016-05
Her Ne Kadar Eşi ,Uyuşturucunun Sanığa Ait Olduğunu Söylese de Sanığın Kabulu Etkin Pişmanlık Hükmünü Oluşturur
569ae394-95b6-4415-aff8-89b675fee871b18d927d-177b-4859-ba00-88e448e92846
Koronavirüs Dolayısıyla Kiranın Düşürüldüğüne İlişkin Haberin BAM Kararı
907441-642x340
Yargıtay, Faturanın Sahteliğinde Bu Hususlara Dikkat Ediyor
arabuluculuk-nihai-tutanaginin-sunulmamasi-gerekcesiyle-davanin-reddi_65b78
Arabuluculuk Nihai Tutanağının Sunulmaması Gerekçesiyle Davanın Reddi
aile_konutundaki_serh_nasil_kaldirilir_h11977_2550f
Aile Konutu Şerhinin Terkini İstemi
ziraat-bankasi-halkbank-vakifbank-garanti-bbva--4882707
Bankalara Rekabete Aykırı Davranışlar
752x395-milyonlarca-arac-sahibini-ilgilendiriyor-danistay-acikladi-artik-hacizli-araclar-1560862424685
Hacizli Aracın Tescil Talebi, Noter Satışından Sonra Konulan Hacizler