“Çoklu Baro” Çöküyor!

15 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, 11 Temmuz 2020 tarih ve 7249 sayılı yasa ile “çoklu baro” sistemi getirildi. Yasanın 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 77. maddesine şu cümleler eklenmişti:

            “5000’den fazla avukat bulunan illerde asgari 2000 avukatla bir baro kurulabilir. Bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatlar esas alınır. Kuruluş müracaatında, kuruluş talebini içeren dilekçe ile 2000 avukatın imzasının ve bu avukatların belirlediği dört kişilik kurucular kurulunun isimlerinin yer aldığı liste Türkiye Barolar Birliğine verilir. Birlik, kuruluş işlemlerini yerine getirmek üzere kurucular kurulunu görevlendirir. Kurucular kurulu en geç altı ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplar ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak Birliğe bildirir. Yeni kurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar Birlikte temsil edilmez ve seçimli ilk olağan genel kurulunu 82. madde hükmü uyarınca yapar. Avukat sayısının 2000’in altına düşmesi hâlinde Birlik, asgari avukat sayısının 6 ay içinde sağlanmasını yazılı olarak ilgili baroya bildirir. Verilen süre içinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine Birlik tarafından son verilir ve son verme kararı Birliğin resmi internet sitesinde ilan edilir. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler ilan tarihinden itibaren 15 gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolur ve bunların devam eden iş ve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülür. Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından Birliğin denetim ve gözetiminde yapılır ve kalan malvarlığı Birliğe geçer.”

Aynı ilde yeni bir baronun kurulması hâlinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandırır.”

Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüyse de, iptal istemi oy çokluğu ile reddedildi.

Oysa, Anayasa’nın 135. maddesine göre; barolar, “kamu kurumu niteliğinde” olup, “kanunlakurulan”  “kamu tüzel kişilikleri”dir”. Dernekler gibi, “kurucular kurulu”nun yapacağı bir başvuru ile oluşturulamaz.  Sözü edilen barolar ise doğrudan yasa ile kurulmamakta, belli kişilere yeni baro “kurma yetkisi” verilmektedir.

Barolar,  savunmayı temsil etmektedir ve yargının 3 ayağından biridir. Nasıl ki, aynı konuda birden fazla kamu kuruluşu, (örneğin Hâkimler Savcılar Kurulu) oluşturulamazsa, aynı ilde birden fazla baro kurulamaz.

Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin kararının gerekçesinde;

Kanuna konu teklifin komisyon görüşmeleri sırasında dile getirilen görüşlerde, ‘büyük şehirlerde barolara kayıtlı avukat sayısının çok fazla olmasından kaynaklı sorunların çözülmesi, avukatlık hukukuna ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması ve baro hizmetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi’ gibi amaçlarla yeni bir baronun kurulabilmesine imkân tanındığının ifade edildiği, bu yönüyle kuralın kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğünün söylenemeyeceği” belirtiliyor.

            Oysa, bu değişikliğin esasını oluşturan “çoklu baro sistemi”nin, avukatların yaşamakta oldukları mesleki sorunlarla hiçbir alakası yoktur. Aksine, yargıya müdahaleyi etkinleştirmek isteyen, bunun için baroları bölerek etkisizleştirmeye çalışanların sorunları çözülmeye çalışılmaktadır.

            Bununla, avukat sayısı fazla olan illerde, baro hizmetlerinin daha yaygın ve etkin olarak kullanılması sağlanmak isteniyorsa; bu baroların, yönetmelik yoluyla -gerek duyulması halinde– il içinde gerekli sayıda “hizmet ve danışma büroları” açmaları sağlanabilir.(Bunlar da, “şube” değil “büro” olmalıdır. Çünkü, şubeler tüzel kişilik gerektirir).

            Bunun da yeterli olmayacağı düşünülen illerde, o il içindeki ilçeler gruplandırılarak birden çok baro kurulması öngörülebilir. Bu, aynı bölgede birden çok baro değil, her birinin görevli bulunduğu alanlar farklı olan barolar anlamına gelir. (Örneğin, İstanbul’un iki yakasında, iki ayrı baro gibi.)

            Yasa değişikliği baroların yanısıra, Türkiye Barolar Birliği’ni hedef alan temsil oranında değişiklikler de yapılmaktadır. “Temsilde adalet” ilkesiyle bağdaşmayan bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi kararında yer alan muhalefet şerhinde şöyle ifade ediliyor:

Baroların mevcut üye sayılarına bakıldığında kuralın orantısız bir temsile sebep olduğu kolayca anlaşılacaktır. TBB verilerine göre 31 Aralık 2019 itibarıyla Ardahan Barosuna kayıtlı avukat sayısı 49, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat sayısı ise 46 bin 52’dir. İptali istenen kural uyarınca TBB Genel Kuruluna Ardahan Barosu baro başkanıyla birlikte 4 delege gönderecekken, bundan neredeyse bin kat fazla üyeye sahip İstanbul Barosu başkan dahil toplam 13 delege gönderecektir. Üyesi sayısı bu kadar fazla olan bir baronun TBB Genel Kurulunda bu kadar az sayıda delegeyle temsil edilmesinin temsilde adalet ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu nedenle kural, adil ve dengeli bir temsil sağlamaktan uzak olup Anayasa’nın 2 ve 135. maddelerini aykırıdır.”

Evet, üye sayıları az olan Anadolu barolarının TBB Genel Kurulu’nda gereği gibi temsil edilemedikleri doğrudur. Ancak bu böylesine abartılarak çözümlenemez.

            Anayasa Mahkemesi’nin, Başkan dahil 4 üyenin muhalefetiyle alınan iptal istemini red kararında; işin esasına ilişkin hususlar incelenirken, “bu hususların yerindelik kapsamında olduğu”, “Anayasal denetimin konusu dışında kaldığı” ileri sürülerek incelemeden kaçınılmıştır.

            “Çoklu baro” sistemine ilişkin yasa değişikliğinin üzerinden 2 yıla yaklaşan süre geçmiş olmasına rağmen, uygulanamadı. Uygulanamayacaktır da.

            Hayata geçirilmek istenen bu projenin amacı; avukatları bölmek, savunmayı denetim altına almaktır. Bu, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbeleri ve 2000’li yıllarda “Ergenekon-Balyoz Tertipleri”nin yaşandığı “Açılım” sürecinde dahi başarılamamıştır. Geçmişte Atilla Sav, Muammer Aksoy, Metin Feyzioğlu gibi isimlerin önderliğinde direnen avukatlar direnişlerini sürdürecek, bu proje bugün de başarılamayacaktır.

Paylaş
Paylaş
Paylaş
Paylaş
Paylaş
Benzer Yazılar
default-featured-image
‘Örselenmiş kadın’ hukuk kriteri olsun
default-featured-image
Yargıtay son noktası koydu! Maaş geçiş promosyonu...
i
Ülkenin PKK İle Mücadelesinde Halkın Gaz Bombasından Etkilenmesi Hak İhlalini Oluşturmaz-AYM Kararı
773x435_cmsv2_c889a1f1-98d8-599f-ae50-11fe5d156835-4814412
12 Yıldır Süren Davada Taraf Uzun Yargılamadan Dolayı Tazminat Hak Eder
alkolsatisi
Polis, Gece 22.00'dan Sonra Alkol Satışı Yapıldığına İlişkin Alıcı Kılığında Büfeye Tuzak Kuramaz
ankara-bam-4-123-07-202016-05
Her Ne Kadar Eşi ,Uyuşturucunun Sanığa Ait Olduğunu Söylese de Sanığın Kabulu Etkin Pişmanlık Hükmünü Oluşturur
569ae394-95b6-4415-aff8-89b675fee871b18d927d-177b-4859-ba00-88e448e92846
Koronavirüs Dolayısıyla Kiranın Düşürüldüğüne İlişkin Haberin BAM Kararı
907441-642x340
Yargıtay, Faturanın Sahteliğinde Bu Hususlara Dikkat Ediyor
arabuluculuk-nihai-tutanaginin-sunulmamasi-gerekcesiyle-davanin-reddi_65b78
Arabuluculuk Nihai Tutanağının Sunulmaması Gerekçesiyle Davanın Reddi
aile_konutundaki_serh_nasil_kaldirilir_h11977_2550f
Aile Konutu Şerhinin Terkini İstemi
ziraat-bankasi-halkbank-vakifbank-garanti-bbva--4882707
Bankalara Rekabete Aykırı Davranışlar
752x395-milyonlarca-arac-sahibini-ilgilendiriyor-danistay-acikladi-artik-hacizli-araclar-1560862424685
Hacizli Aracın Tescil Talebi, Noter Satışından Sonra Konulan Hacizler