İşyerinde çalışanlara sağlıklı ve güvenli bir ortam sunmak, çalışanları işten kaynaklı hastalıklardan ve kazalardan korumak üzere yapılan bilimsel çalışmaların tümüne iş sağlığı ve güvenliği (İSG) diyoruz.
İnsanın en temel hakkı yaşam hakkıdır. Hayatımızın önemli bir bölümü ise işyerlerinde geçmektedir. İşyerinde sağlıklı bir şekilde çalışmak herkesin en doğal ve temel hakkıdır. Bu amaçla çeşitli yasalar ve yönetmeliklerle iş yerindeki yaşama hakkımız güvence altına alınmıştır. 4458 Sayılı İş Kanunu, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 6331 Sayılı İŞ Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bunlara örnektir. İş sağlığı ve güvenliği ilk kez 2012 yılında çıkarılan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile özel olarak ele alınmıştır. Ülkemizde ve tüm dünyada artan iş kazaları 6331 Sayılı Kanunun çıkarılmasını zorunlu hale getirmiştir.
İSG’nin Amacı
İSG’nin en temel amacı çalışanı yaptığı işten kaynaklanan risklere karşı korumaktır. Çalışan üretimin yapıtaşını oluşturan mekanizmadır. Üretimin devamlılığında en büyük pay çalışanındır. Çalışanın çalışma ortamının sağlıklı ve güvenli olması üretimin de sorunsuz ve istikrarlı olarak devam edeceği anlamı taşır. Dolayısıyla üretimin devamlılığını sağlamak da yine İSG’nin amaçları arasında yer almaktadır.
Güvenli bir ortamda çalışma yapan personel güvensiz ortamda çalışan personele göre çok daha verimli çalışmaktadır. Yani işyerlerinde İSG’nin eksiksiz uygulanması çalışma verimini de arttıracaktır. Çalışma veriminin artması iş güvenliğinin hedeflediği amaçlar arasında yer almaktadır.
İşyerinde oluşabilecek kaza ve risklere karşı önlemler almak iş güvenliğinin temel amaçlarından biridir. İSG reaktif değil proaktif bir yaklaşımı benimsemektedir. Proaktif yaklaşım ise kazalara yönelik kaza olmadan önce önlemler almayı gerektirir. Yani kaza olmadan önce riskleri tespit edip bu riskleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yapmak İSG’nin hedeflerindendir.
İSG’de Çalışan, İşveren ve Devlete Düşen Görevler
İş güvenliği ülke genelinde bir kültür haline gelirse iş kazaları büyük oranda azalacaktır. Bu kültürün oluşması için çalışan, işveren ve devlete büyük görevler düşmektedir. İş kazalarının %100 e yakın önlenebilmesi için bu üçlü yapı görevlerini eksiksiz tamamlamalıdır.
Devlet; iş kazalarının önlenmesi konusunda en büyük yaptırıa sahip olan taraftır. Devletin çıkarmış olduğu kanunlar iş güvenliğinin uygulanması konusunda en önemli baskı aracıdır. Bir çok işveren bu kanun yaptırımları ile karşılaşmamak için iş güvenliğini uygulamaktadır. Devlet, dünya üzerindeki gelişmeleri de takip ederek iş güvenliği ile ilgili gerekli düzenlemeleri yapmakla ve yasaları çıkarmakla görevlidir. Bu yasalar çerçevesinde denetimler yapmak yine devletin görevleri arasında yer almaktadır.
İşveren veya işveren vekilinin iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasındaki görev ve sorumlulukları 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4. Maddesinde şu şekilde belirtilmiştir;
MADDE 4 – (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.
(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.
Bu maddeden de görüleceği gibi işyerlerinde İSG’nin uygulanması için işveren veya işveren vekiline büyük görevler düşmektedir.
Yine 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 19. Maddesinde çalışanların görev ve sorumlulukları yer almaktadır. Bu maddeye göre çalışanlar;
“(1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.
(2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır:
a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek.
b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak.
c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek.
ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.
d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.” İle görevlidir. Kazaların önemli bir oranı insan faktörlüdür. Dolayısıyla iş kazalarının önlenmesinde en önemli görevler çalışanlara düşmektedir.
Güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı yaratmak ve iş kazalarını 0’a düşürmek elimizdedir. Devlet, işveren ve çalışanlar uyum içinde ve görev ve sorumluluklarını bilerek çalışır ise ülkemizde iş kazalarını önemli ölçüde azaltabiliriz.
İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı
Şenay Koçyiğit ÖZDOĞAN